“Temel kaygı, bir çocuğun kendisini düşmanca bir dünyada yalnız ve çaresiz hissetmesidir.”-Karen HORNEY
Temel kaygı, bireyin çocuklukta yaşadığı güvensizlik hissi nedeniyle geliştirdiği derin kaygıyı ifade eder.
Çocuklar sevgi, güven ve kabul görmeye ihtiyaç duyar. Ancak ebeveynleri tarafından reddedildiklerini hissettiklerinde kendilerini savunmasız, dünyayı da tehlikeli bir yer olarak algılamaya başlarlar. Bu durum çocukta temel kaygının gelişmesine yol açar.
Baskı, ilgisizlik, dengesiz davranışlar, bireysel ihtiyaçlarına saygı gösterilmemesi, doğru yönlendirme eksikliği, aşağılayıcı tutumlar, çok fazla övgü veya tersi, tutulmayan sözler, samimi ve güvenilir olmama, ebeveynler arasındaki anlaşmazlıklarda taraf tutmak zorunda kalma, çok fazla veya çok az sorumluluk, aşırı koruma ve ayrımcılık gibi ebeveyn davranışları temel kaygıya neden olabilir.
Bu kaygı belirgin hâle geldiğinde çocuk -bu ebeveyn davranışlarına yanıt olarak- çaresizlik ve güvensizlik duygularıyla başa çıkmanın bir yolu olarak bazı davranış stratejileri geliştirir. Bu stratejilerden herhangi biri kişiliğin sabit bir parçası haline gelirse buna nevrotik ihtiyaç denir. Nevrotik ihtiyaçlar kaygıya karşı bir savunma yoludur.
Bazı Nevrotik İhtiyaçlar:
- Sevgi ve Onay İhtiyacı: Bu ihtiyaç; sevilme, başkalarını memnun etme ve onların beklentilerini karşılama isteğini içerir. Bu ihtiyaca sahip kişiler reddedilmeye ve eleştirilmeye karşı aşırı hassastır. Başkalarının öfkesinden korkarlar. Çatışmadan ya da reddedilmekten kaçınmak için aşırı uyumlu veya sürekli insanları memnun etmeye çalışan davranışlar sergileyebilirler.
- Hayatı Sınırlandırma İhtiyacı: Kişinin hayatını dar sınırlar içinde tutma yönündeki nevrotik ihtiyacıdır. Bu durum çoğunlukla dikkat çekmeme şeklinde görülür. Bu ihtiyaca sahip kişiler göz önünde olmamayı ve fark edilmemeyi tercih ederler. Fazla talepkâr değildirler. Genellikle kendi ihtiyaçlarını geri plana atar ve yeteneklerini küçümseme eğilimindedirler.
- Güç İhtiyacı: Bu ihtiyaca sahip kişiler gücü, yalnızca güç sahibi olmak için isterler. Genellikle gücü över, zayıflığı küçümser ve diğer insanları kullanma ya da kontrol etme eğiliminde olurlar. Kişisel sınırlardan, çaresizlikten ve kontrol edemedikleri durumlardan korkarlar. Bu nedenle başkalarına üstünlük kurmaya çalışır ve kontrolün kendilerinde olmadığı durumlardan kaçınırlar.
- Başkalarını Kullanma İhtiyacı: Başkalarını sömürmeye yönelik nevrotik ihtiyaca sahip kişiler insanlara “Ne çıkar sağlayabilirim?” bakışıyla yaklaşırlar. Amaçlarına ulaşmak için insanları manipüle etmeye odaklanırlar.
- Prestij İhtiyacı: Prestij arayan kişiler, özdeğerlerini toplumdan gördükleri takdir ve saygınlık üzerinden belirlerler. Maddi varlıklarını, kişilik özelliklerini, mesleki başarılarını ve yakın ilişkilerini prestij açısından değerlendirirler. Bu kişiler toplum önünde küçük düşmekten ve sosyal statülerini kaybetmekten korkarlar.
- Kişisel Hayranlık İhtiyacı: Övgü veya takdir görme isteğinin de ötesinde bir kişisel hayranlıktır. Burada kişi, yaptıkları için değil “kim olduğu” için hayranlık görmek ister. Bu kişilerin özgüvenleri genellikle kırılgandır. Kendileriyle ilgili abartılı bir algıya sahip olabilirler.
- Kişisel Başarı İhtiyacı: Bu ihtiyaç, kişinin kendini başarılarıyla kanıtlama isteğine dayanır. Amaç kişisel gelişim değildir. Bu ihtiyaca sahip kişiler, kendi değerlerini yalnızca elde ettikleri başarılarla ölçerler. Başarısızlıktan korkarlar ve sürekli başkalarından daha fazlasını başarma ihtiyacı hissederler. Bu kişiler için başarısızlık geçici bir aksilik değil tüm benlik algılarını sarsan kişisel bir yenilgidir.
- Bağımsızlık İhtiyacı: Bu ihtiyaç, güçlü bir kendi kendine yetme ve bağımsız olma arzusunu yansıtır. Bu kişiler genellikle yalnız olmayı tercih ederler. Özgürlüklerini korumak ve birine bağlı (ya da bağımlı) hissetmemek için kendisiyle diğerleri arasına mesafe koyarlar.
- Mükemmellik İhtiyacı: Mükemmel ve hata yapmaz görünmeye çalışırlar.
Nevrotik İhtiyaçlar Hangi Durumlarda Uyumsuz Hale Gelir?
Bu ihtiyaçlar dengeli olduğunda işlevsel olabilir. Örneğin onay ve kabul görme ihtiyacı normalde sosyal bağ kurmayı ve empatiyi, başarma ihtiyacı motivasyon ve üretkenlik sağlamayı, bağımsızlık ihtiyacı sağlıklı sınırlar geliştirmeyi, güç veya kontrol ihtiyacı liderliği kolaylaştırabilir. Ancak bu ihtiyaçlardan birinin aşırı yoğun olması, esnek olmaması, gerçeklikten kopuk beklentiler yaratması ve kaygıyı azaltmak için zorunlu hale gelmesi kişinin işlevselliğini bozduğunu ve uyumsuz davranış örüntülerine dönüştüğünü gösterebilir. Karney Horney’in yaklaşımı bugün özellikle kişilik bozuklukları anlamada önemlidir. Bu yüzden temel kaygının farkına varmak ve onunla sağlıklı bir şekilde yüzleşmek daha dengeli bir kişilik geliştirmek için önemlidir.
Murat ÇOBAN
Uzman Psikolojik Danışman

